BüTün SıRLaR AcıGa CıkaCaK! TaRafsıZ Bır Konu Icın HerKesin RahatLıkLa KonusabiLecegi BiR TüRkiye İçiN! GerçeKLeR içiN! BazıLaRınıN YapamaDıkLarını YapmaK içiN! DünYada oLan BiTenLeri BilmeK içiN! KısaCası HeRşeY İçiN BiR ForuM
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Demokratik açılıma destek için site açtılar
Salı Ocak 05, 2010 9:59 am tarafından Admin

» Konvoya İsrail tacizi
Salı Ocak 05, 2010 9:44 am tarafından Admin

» BDP Meclis’e girdi, Grup Başkanı da Yaman oldu
Salı Ocak 05, 2010 9:38 am tarafından Admin

» ‘Devlet sırrı’nın arkasına gizlenmek şüphe büyütür
Salı Ocak 05, 2010 9:32 am tarafından Admin

» Şeyh’ten 818 metrelik başkaldırı
Salı Ocak 05, 2010 9:29 am tarafından Admin

» Kozmik odaya giren tek siyasetçi Onur Oymen
Salı Ocak 05, 2010 9:25 am tarafından Admin

» 16 subaya Kansas’ta kontrgerilla eğitimi
Ptsi Ocak 04, 2010 4:54 pm tarafından Admin

» FETHULLAH STAR TV,MİLLİYET,VATAN GAZETELERİNİ SATIN Alıyor.
Ptsi Ocak 04, 2010 4:52 pm tarafından Admin

» Ne Demişlerdi?
Ptsi Ocak 04, 2010 4:48 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu adresi saklayın ve paylaşın

Paylaş | 
 

 TAM OLARAK BİTMİŞ DEĞİL

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 162
Kayıt tarihi : 07/12/09
Nerden : TürKiye

MesajKonu: TAM OLARAK BİTMİŞ DEĞİL   Salı Ara. 08, 2009 3:41 pm

TAM OLARAK BİTMİŞ DEĞİL
Avrupa’nın en demokratik ülkeleri bile Gladio konusundaki sırların tam anlamıyla derinlemesine araştırılmasına izin vermedi. O nedenle, Avrupa’da 1990’da başlayan resmî soruşturmalar, savcılar, araştırmacılar, gazeteciler ve siyasetçilerin arasından sadece çok az sayıdaki cesur ismin 20 yıla yakın zaman zarfında iğneyle kuyu kazarak gün ışığına çıkarttıkları bilgiler, gerçeklerin sadece ufak bir bölümü. Avrupa’nın en güçlü Gladio’sunun bulunduğu Türkiye’deki hukuki çabaları küçümsemek, bunları beğenmemek ve bu çabalarla alay etmek, bunlardan sonuç alınamayacağını ima etmek, gerçekten sorgulanması gereken bir tavırdır.

Türkiye bugün, tam 18 yıl gecikmeyle, İtalya’nın 1990’da başlattığı bir soruşturmaya yeni başlıyor. Hatta bu konuda, İtalya’da, en kanlı günlerindeki bazı terör olayları ve darbe girişimleri ardından adaletin yerine gelmesi için çeşitli hukuki süreçler başlatılmış olduğu göz önüne alınırsa, Türkiye’nin şu an bulunduğu noktada birçok dezavantajı olduğu çok açıktır. Ergenekon iddianamesi okununca gözlenen, Türkiye’nin şu an içinden geçtiği sürecin, daha ziyade 1980’ler İtalya’sında, Gladio‘nun sivil ayağının (Gladio olduğu bilinmeden) deşifre olduğu, Propaganda Due adlı yasadışı örgütlenmenin açığa çıkarıldığı süreç ile örtüşür nitelikte olduğudur. Piduisti adı verilen bu örgütün üyeleri, yazı dizisinde belirtildiği gibi, İtalya’da, siyaset, medya, yargı, akademi, iş dünyası ve sair alanlar üzerinden elit tabakanın her kesimine yayılıyordu. Sonuçta, P2’cilerin pek az bir kısmı yargılanabildi. Ancak, bu gibi soruşturmalar sayesinde, Gladio’nun ve ondan da önemlisi Gladio’dan kopan ve iyice raydan çıkan fraksiyonların dokunulmazlık zırhı aşama aşama kaldırıldı.

Ergenekon soruşturması veya Avrupa’daki Gladio’ya ilişkin herhangi bir soruşturma adaleti tam olarak yerine getirebilir mi? Buna cevap, kuşkusuz ‘hayır’ olacaktır; zira devletler, asla kendi kendilerini ‘derin’ bir şekilde mahkûm etmezler. Dahası, Batı Avrupa’nın, Türkiye’nin kendisinden çok daha bağımsız bir akademi, medya, hukuk, sivil toplum ve siyaset yapılanmasına sahip olduğu düşünülürse, 1990’larda orada olmayanın bugün burada olmasını da pek bekleyemeyiz.

Ancak bu durum, karamsarlığa, duyarsızlığa neden olmamalı. Zira günümüz Türkiye’sinde ezkaza bir darbe gerçekleşmesi, bazen dile getirildiği gibi imkânsız değildir. Bu olasılık, değişen sosyolojik ve jeopolitik nedenlerden ötürü daha ‘teferruatlı’ bir hal almıştır sadece. Türkiye’nin son beş yıllık süreçte içine girdiği siyasi cendereden kurtulamaması ve 27 Nisan Muhtırası ertesinde Ankara’ya NATO’nun en üst kademesinden ziyaretler yapılmasına rağmen, sıkıntılı havanın bir türlü dağılamaması ve bitmeyen bir satranç oyununun sürekli gerilimi gibi gerçekler, bir ‘ikircikli darbe’ tablosu ortaya çıkarıyor.

Şu an için, Türkiye’yi 1990’lardan beri bazen artan bazen azalan şekilde saran sis bulutuna sebep olan derin devletin (hatta muhtemelen ‘derin devletlerin’) siyasete mütemadiyen müdahalesi gerçeğinin kırılması bile büyük bir aşama olacaktır.

Türkiye’deki soruşturma, Avrupa’daki “hâlâ tamamlanmamış” araştırmalara da ışık tutacak, bugün değilse bile onyıllar sonra, 1945’ten bu yana Avrupa tarihinde neler yaşandığı konusuna biraz daha ışık tutacaktır.

KAOSA GEÇİT YOK • Ayrıca, Avrupa’da Gladio soruşturmalarında adalet yerini bulmasa bile, 21. yüzyıl Avrupası’nda rasgele bir yerleri bombalayıp ‘kaos ortamı’ yaratmak, çatışmalar ve kutuplaşmaları körüklemek imkânsızdır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde bile, birileri araştırır, birileri yazar, birileri sorgular ve foyalar da derhal meydana çıkar. Sağa-sola “üç beş bomba” atılmasını, orada-burada birkaç el silah sıkılıp suikastler gerçekleştirilmesini, bazılarının kıtır kıtır kesilmesini engelleyerek çok sayıda hayatın kurtarılması da herhalde son derece anlamlı bir uğraştır.

Ve son olarak, asla unutulmaması gereken bir noktanın altını bir kez daha çizmekte yarar var. Gladio soruşturmaları, her ülke özelinde, o ülkenin verdiği izinler ölçüsünde soruşturulabilir. Bir ülke, halkı, medyası, hukuku, akademisi, sivil toplumu, siyasetiyle ve beraberce, soruşturmanın nereye kadar uzanmasını, adaletin nereye kadar yerine gelmesini isterse, adalet de o kadar yerine gelebilir.

Kontrgerillanın tarifini ve kuruluş amacını SF’nin Gladio bölümünde sayfalar dolusu açıkladık.Kontrgerilla tüm dünyada yaptıkları eylemlerin beklide en kanlılarını Ülkemizde gerçekleşmiştir.
Buna nasıl cesaret edebilmiş?
Nasıl eylem yapacağı ülke insanını kullanabilmiş?
Bu insanları ordunun başına bile getirebilmiş,getiriyorda. ( ABD tarafından eğitimden geçirilmemiş kimse genelkurmay başkanı olamaz bu ülkede)
Çarşaf çarşaf yaptıkları eylemler deşifre ediliyorken,failler isim isim açıklanıyorken,yasalar açık şekilde gerekeni yapar durumdayken nasıl oluyorda isimleri açık,faillere hiçbir işlem yapılmıyor?
Kontrgerilla Cumhuriyeti adıyla özdeşleşmiş bir ülkenin yargısıda doğal olarak kontrgerilla gibi düşünececektir. Olaylar Devlet adına yapıldığı hissedilirse yargıda olayın üstünü örtecektir.Buna örnek kanlı 1 Mayıs 1977’dir.

Avukat Rasim ÖZ’ün Kanlı 1 Mayıs 1977 için Türk yargısının tiraji komik durumuna dedikleri şüpheye gerek bırakmayacak kadar net.

İddianameyi hazırlamak için savcılara 28 gün yeterli geldi

Katliamdan sonra yaklaşık bir saat içinde polisin rastgele gözaltına aldığı 526 kişi içinden 98'i hakkında başlatılan soruşturma tam 28 günde tamamlanmış, savcılar iddianameyi hazırlamıştı.
Bu süre, 34 ölümlü bir dava için adalet tarihi açısından rekordu. 30 Mayıs 1977 tarihli iddianameyle haklarında dava açılanlardan sadece 17'si tutukluydu ve onlar da kısa süre içinde tahliye edildi.
Dava açılanların arasında kitleyi silahla tarayanlar, bomba atanlar, insanların üzerine panzer sürenler, katiller, katillere emir verenler, katillerin suçlarını gizleyenler yoktu. Dava açılanların arasında, katliamı önceden rapor edenler, bu rapora rağmen tedbir almayanlar da yoktu. Haklarında dava açılanlar, bütün suçu katliamdan sağ kurtulmak olan mağdurlardı.

Kanlı 1 Mayısın aktörleri kimlerdi? Asıl komployu düzenleyenlerin ÖHD olduğu gün gibi açık. (Şimdiki Özel Kuvvetler Komutankığı) Bunun kanıtını 6-7 Eylül 1955’de bulmak mümkün. ÖHD’ne bir dönem komutan lık yapmış olan Sabri YİRMİBEŞOĞLU işlerinin toplumu provoke etmek ve çıkar çevrelerinin yararlanması sağlamak olduğunu hatıralarında (Satır aralarındada olsa) anlatmıştır.

1 Mayıs 1977’de sular idaresi üstünden, İntercontinental Oteli’nin çatısından, Tarlabaşı girişinden, Beyaz Reno’dan, Pamuk Eczanesi’nin üstünden, Kazancı Yokuşu’nun yanındaki çiçekçiden ve alanın çeşitli çevrelerinden kitleye ateş ediliyor.

Sular idaresi üstündeki postallı,Askeri giysili gurup ateş ediyor. Bu gurubu idare eden kişi Uğur GÜR isimli polis şefidir. Bunu o dönemin tanıkları doğruluyor.

“Bir kısım arkadaşlarımız Sular İdaresi’nden ateş eden grubu enterne etmek için İstiklal Caddesi’nin girişindeki polis barikatını yarıp, Taksim tuvaletlerinin olduğu sokağın girişinin sağ tarafından, Sular İdaresinin arkasına geçmeye çalışıyordu. Ama başlarında ünlü bir polis şefinin olduğu (ki arkadaşlarımız onu tanıdı ve Mete Altan olduğunu söylediler) 20 civarında sivil bir grupla karşılaştılar. Ateş edenler onlardı! Sonradan öğrendiğimiz de; jandarmanın Sular İdaresi sorumlusu Üsteğmen Abdullah Erim, Sular İdaresi’nden kitleye ateş eden grubu enterne ediyor ve bunları Mete Altan’a teslim ediyor. Ancak Altan, emniyete götürmek üzere aldığı bu grubu hiçbir kayıt tutmadan serbest bırakıyor.
Katil gurubunu Enterne eden Üsteğmen Abdullah ERİM Şimdi nerededir? Neden şimdiye kadar çıkıp katiller bunlardır demiyor.Bu sorumluk vicdani sorumluluktur,insan olmanın gereğidir.

Mete ALTAN: Katil sürüsünün bir bölümünün başı olarak tespit edilmiş bir emniyet mensubu. (Olaylar sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü 1. Şube'de başkomiser ) olan ve Emniyet içindeki hızlı tırmanışıyla tanınan Mete Altan ,açılacak davada Üsteğmen Abdullah ERİM ve emrindeki Astsubay Üstçavuş Mehmet Çağlar ile yüzleştirilmesi gerekmezmi? Ve yaşayan diğer tanıklarla?

Çorabın bir ilmiğinin ucudur Mete ALTAN ve Uğur GÜR isimli kişiler.

Mete ALTAN, meşhur Ergenekonun Geçmişte içinde görev almış, İstanbul gibi yerde 1.Şubede çalışmış,Mafia ile sıkı ilişkileri olan bir emniyet görevlisi.Aynı zamanda sadık bir Kontracı. Bunu biz iddia etmiyoruz. Açın atin.org’yi o dönemlerde birlikte Devrimci avı gerçekleştirmiş Mehmet EYMÜR diyor.

Uğur GÜR azılı bir halk düşmanıdır.

Devrimcilere ve halka karşı işlediği suçlarla 70’li yıllarda adı İstanbulda çok sık anılan faşist bir polis şefidir.

80 öncesi İstanbulda görev yaptığı 7-8 yıllık süre içerisinde devrimcilere karşı yapılan yüzün üzerinde operasyona katılmış, bu operasyonlarda birkaç kez yaralanmıştır.

Esas olarak icraatlarıyla nam saldığı dönem 75de İstanbul Siyasi Şube Müdürlüğünde Ekipler Amiri olarak görev yaptığı dönemdir. Uğur Gür, bu dönemde İstanbulda sivil-faşist terörün örgütlenmesinde, yaygınlaşmasında ve katliamlar düzenlemesinde önemli roller üstlenmiştir.

MHPli onlarca faşist katili aranmalarına rağmen korumuş, kollamıştır. Fellik fellik aranan MHPli faşistler, TV programlarına katılıp, gazetelere demeçler verip katliamlarına devam ederlerken Uğur Gür, bizzat bunların koruyucusu olmuştur.

Çalışkanlığı ile de ün yapan ve şeflerinin gözüne giren Gür, bir cenaze töreninde 200ün üzerinde insanı yere yatırıp tek tek aramıştır. Yüzlerce operasyona katılmış, bir çoğunda direk çatışmalara girmiştir.

Uğur Gür’ün adının geçtiği önemli katliamlardan birisi de 37 emekçinin şehit düştüğü 77 1 Mayısıdır.



Katliamın soruşturulması sürecinde olay anının video kayıtları ve fotoğraflarının incelenmesi esnasında kitleye ateş açılan yer olan Sular İdaresi binasının resimlerinde kendinin teşhis edilmesi üzerine, bunu kabul eden Gür, Ben oraya alana hakim olmak için çıktım diyerek kendi ağzından birinci dereceden olayın faili olduğunu itiraf etmiştir. Buna rağmen Gür hakkında hiçbir soruşturma yapılmamıştır!

Bu azılı katiller geçmiş dönemde hizmet ettikleri gurup şimdi içeri alınan Ergenekoncularla aynı ideal uğruna ülkedeki Devrimcilere karşı katliamlar işlemişler, ülke halkını provoke ederek darbe ortamı sağlamışlardır. Eğer dünyaya karşı az bir sorumluluğu varsa bu ülke yargısının,1 Mayıs 1977 katliamını ve o katliam öncesi ve sonrası tüm provokasyonların ve katliamların sorumlulularını ortaya çıkarmalıdır.

Ergenekonu İtalya Temiz eller operasyonunu, sadece italyanca isimleri Türkçeleştirip bire bir kopyalayarak bu işten sıyrılacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ergenekon Kontrgerilladır.
Kontrgerilla elemanlarını ve geçmişte kullandıklarını isim isim aşağıda linkte verdik. (Cephe tarafından cezalandırılmışları düşebilirsiniz)

Tamamı Kontrgerilladır desek yalanmı söylemiş oluruz? Tabiî ki hayır.

Kontraların yaptıkları pervasız işleri resimli belgeylede kanıtlanmıştır. İşte buyurun aşağıdaki alıntıda Resimli belgesi. Resimde görülenler Kontrgerillacılardır yani yargının anladığı dilde ERGENEKON’dur. Bu kontralar bulunup yargısız infaz suçundan yargılanmışmıdır?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://derindevlet.yetkin-forum.com
 
TAM OLARAK BİTMİŞ DEĞİL
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu :: DeRin oLaYLaR :: DeRin oLayLaR :: gLadio-
Buraya geçin: