BüTün SıRLaR AcıGa CıkaCaK! TaRafsıZ Bır Konu Icın HerKesin RahatLıkLa KonusabiLecegi BiR TüRkiye İçiN! GerçeKLeR içiN! BazıLaRınıN YapamaDıkLarını YapmaK içiN! DünYada oLan BiTenLeri BilmeK içiN! KısaCası HeRşeY İçiN BiR ForuM
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Demokratik açılıma destek için site açtılar
Salı Ocak 05, 2010 9:59 am tarafından Admin

» Konvoya İsrail tacizi
Salı Ocak 05, 2010 9:44 am tarafından Admin

» BDP Meclis’e girdi, Grup Başkanı da Yaman oldu
Salı Ocak 05, 2010 9:38 am tarafından Admin

» ‘Devlet sırrı’nın arkasına gizlenmek şüphe büyütür
Salı Ocak 05, 2010 9:32 am tarafından Admin

» Şeyh’ten 818 metrelik başkaldırı
Salı Ocak 05, 2010 9:29 am tarafından Admin

» Kozmik odaya giren tek siyasetçi Onur Oymen
Salı Ocak 05, 2010 9:25 am tarafından Admin

» 16 subaya Kansas’ta kontrgerilla eğitimi
Ptsi Ocak 04, 2010 4:54 pm tarafından Admin

» FETHULLAH STAR TV,MİLLİYET,VATAN GAZETELERİNİ SATIN Alıyor.
Ptsi Ocak 04, 2010 4:52 pm tarafından Admin

» Ne Demişlerdi?
Ptsi Ocak 04, 2010 4:48 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu adresi saklayın ve paylaşın

Paylaş | 
 

 GLADIO DERSLERİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 162
Kayıt tarihi : 07/12/09
Nerden : TürKiye

MesajKonu: GLADIO DERSLERİ   Salı Ara. 08, 2009 3:30 pm

GLADIO DERSLERİ

Türkiye, kendisini çağdaş dünyanın parçası yapmak için Avrupa Birliği üyeliğine aday oldu. 1999’da üyelik müzakereleri başladı. 2005 yılından bu yana yavaşlama olsa da, üyelik süreci devam ediyor.

Avrupa, 1990’ların başından bu yana, bir yandan Soğuk Savaş’ın bitişiyle eski komünist blok ülkelerle “bir arada yaşama” konusunda uyum sağlama sürecini ve bunun getirdiği sıkıntıları yaşarken, bir yandan da hemen burnunun dibinde, Balkanlar’da yaşanan dehşet verici katliamlara tanıklık etti. Bu dönem, Avrupa için, hem eski Yugoslavya’da yaşananlara müdahale yönünde kararlı adımlar atmamanın/atamamanın sancısının hissedildiği hem de Soğuk Savaş kutuplaşması sırasında Batı Avrupa’nın siyasi dokusuna sızan ‘gizli ordular’ konusunda ortaya çıkan gerçeklerle yüzleştiği dönem oldu.

AVRUPA GLADİO İLE YÜZLEŞİYOR • Avrupa Parlamentosu, 1990’da Gladio yapılanmasını tartışmayı başladı. Yeşiller Grubu’ndan İtalyan milletvekili Enrico Falqui, “Birçok Avrupa ülkesinde, demokrasiyi hedef alan karanlık senaryoların, yakın zamanlarda bile tarihi tepetaklak edecek boyutta gelişmelere neden olduğunu gözardı eden ve bu senaryolarla bağlantılı olan kurumlarının tam manasıyla şeffaf olamadığı, gerçekler üzerine kurulmayan bir Avrupa’nın, geleceği de olamaz. Eğer, biri açık ve demokratik, diğeri gizli kapaklı ve gerici iki devletle birden yaşadığımız fikrini yok edemezsek, gelecek diye birşey olmayacak. Bu nedenle, geçtiğimiz yıllarda Avrupa Topluluğu’nun üye ülkelerinde kaç Gladio şebekesi oluştu, bu şebekeler nasıl yapılanmalar, bu soruları yanıtlamamız gerekli” demişti.

Avrupa Parlamentosu’nun çoğunluğu da milletvekili Enrico Falqui’nin ifade ettiği görüşleri paylaşarak, 22 Kasım 1990’da, Gladio yapılanmalarını şiddetle kınama kararı aldı. Parlamento, Avrupa devletlerine, bu gizli örgütlerin “niteliklerini, yapılarını, amaçlarını, bu tip yeraltı yapılanmaları ve bunlardan kopan muhaliflere ilişkin tüm diğer ayrıntıların soruşturulması çağrısında bulunuldu. Avrupa Parlamentosu’nun bu çağrısı, Gladio’ların, Avrupa devletlerinin politikalarını yasadışı biçimlerde nasıl yönlendirdiğinin ve Avrupa’da yaşanan terörizmi kendi çıkarları için nasıl kullandığının açığa çıkarılmasını da talep ediyordu.

AVRUPA’DA TAM OLARAK BİTMİŞ DEĞİL • Günümüzde Gladio, Avrupa genelinde tamamen ortaya çıkarılmış, temizlenmiş değil. Avrupa derin devletlerinin üyeleri hala, gerek eskinin Demir Perdesi’nde, gerekse Batı Avrupa’da aktif görev yapmaya çalışıyor. Bağlı bulundukları devletler, onları tam manasıyla yok etmedi ya da edemedi. Ortadan kaldırılamayan Gladio’lar zamanla, hem sağ hem de sol kanattan güç toplayarak devlete göbek bağıyla bağlı, siyaset ve mafyanın içiçe girdiği yapılara dönüştüler. Ancak bugün Avrupa’da devletin onayladığı aktif bir Gladio’dan söz etmek güç. AB genelinde birçok devlette, Gladio’nun eski üyelerinden veya benzerlerinden yeni yapıların ‘hortlamaması’ için büyük gayret gösteriliyor. Bu çabayı gösterenlerin başında da, devletlerden çok, söz konusu ülkenin kendi basını kadar, akademi dünyası ve sivil toplum kuruluşları geliyor.

DEVLET İÇİNDE DEVLET, ORDU İÇİNDE ORDU • 1990’larda, Türkiye’de Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri demokratik, sosyal ve ekonomik geçmişleri açısından küçümsenen ülkelerdi. Oysa bugün bu ülkeler, sadece Türkiye’yi değil, bazı Batı Avrupa ülkelerini bile aşan ölçüde hak ve özgürlükleri temel alan yeni anayasalar ve hukuki düzenlemeler yaptılar. Türkiye bu yılları siyaseten ıskaladı. Üstelik bu dönemde ülkenin Güneydoğu ve Doğusu’nda süren ‘düşük yoğunluklu savaş’, kendi Gladio’sunu devlet içinde devlet, ordu içinde ordu olarak tasvir edilebilecek bir yapıya dönüştürdü. Bir yıldan fazla süren araştırma sonucunda hazırlanan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianameden öğrendiğimize göre Türk Gladio’su, Ergenekon Terör Örgütü’ne dönüşmüş.

Gladio’nun hikayesi, ‘derin devlet’in kendi bildiğini okumak, kendi doğru saydığını yapmak ve son kertede, sadece ve sadece kendi gücünü korumak için neler yapabileceğinin bir öyküsüdür. Susurluk’ta 1996’da bir kazayla ortaya dökülen devlet-mafya-siyasetçi ilişkileri zincirinin yarattığı toplumsal şok, bir temizlenme süreci başlatabilseydi, bugün Türkiye çok daha rahat günler geçiriyor, o dönemden bu yana Gladio’ya kurban verilenler de yaşıyor olurdu.

Şimdi Türkiye’nin önünde yine ciddi bir fırsat var: Kendi Gladio’sunu sessizce tasfiye etmek. Böylece ilk kez Türkiye, kendi tarihini değiştirmekle kalmaz, bütün Avrupa’yı sarsabilecek bir dönüşüme öncülük eder. Böylece Türkiye, Batı Avrupa’yı takip etmeyi bırakıp, onun önüne geçebilir. Tıpkı AB’nin yeni ülkelerinin 1990’larda yaptıkları gibi.

Paramiliter grupların siyasi yükselişi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD’li diplomatların, İtalya’da Mussolini’nin faşist yönetimine karşı beraber savaştıkları komünist direnişçilere karşı ciddi bir tavır değişikliği oldu. Bu değişikliğin ardında Washington-Moskova ekseninde Hitler’e karşı kurulan ittifakın yavaş yavaş kırılması yatıyordu. Başkentlerde ‘büyük adamlar’ tarafından alınan kararların, uzaklardaki merkezlerde uygulamaya konması büyük travmalar yarattı. Öncelikle, İtalya’da sol, dünya genelinde faşizme adını veren Mussolini yönetimiyle çok sert biçimde çatıştığı için önemli bir tabana sahipti. İkincisi, İtalya’daki Amerikalı resmî görevliler, daha birkaç ay önce savaşmakta oldukları aşırı sağ ve faşist kökenli oluşumlarla işbirliğine gitmek zorunda kalırken, komünist ve sol görüşteki İtalyanlar da yaşanan değişimi anlamlandırmaya çalışıyordu.

Esasen bu beklemeyen bir şey değildi. Çünkü daha savaş sürerken solcu kanattakilerin hiç de hoşuna gitmeyecek gelişmeler yaşanmaya başlamıştı. ABD’nin İtalya’daki gizli servisi olan Stratejik Hizmetler Bürosu OSS’nin (Office of the Strategic Services) Başkanı Earl Brennan, ABD Adalet Bakanlığı’na, İtalyan kökenli Amerikalı ‘Lucky’ Luciano’nun 50 yıllık hapis cezasının indirilmesi teklifini götürmüştü. Bu teklifin ardında, Luciano’nun ABD ordusuna Sicilya’da işbirliği yapabilecekleri mafya patronlarının isimlerini ve bağlantılarını vermesi pazarlığı yatıyordu. Britanya medyasında 1990’larda çıkan bazı haberlere göre, 1943’te Sicilya’daki mafya patronlarının desteğiyle önemli bir çıkartma yapan ABD ordusu, savaş sonrasında da Ada‘yı onların (mafyanın) dilediği gibi yönetmesine izin verecek bir düzen oluşmasına destek oldu.

GLADIO’NUN FİLİZLENMESİ • Savaş sonrasında, direnişçi geçmişi solu güçlendirdi. 1948’de İtalya Komünist Partisi PCI (Partito Comunista d’Italia) yaklaşık 27 yıl önce ayrıldığı İtalyan Sosyalist Partisi PSI (Partito Socialista Italiano) ile birleşerek, Halkçı Demokratik Cephe FDP’yi (Fronte Democratico Popolare) kurdular. Bu birleşme sol açısından bir seçim başarısı getirebilirdi. Ancak seçimlerde Amerika’nın desteklediği Hıristiyan Demokratlar olan DC (Democrazia Cristiana), oyların çoğunluğunu aldı. Yıllar sonra, İtalya’nın Gladio yapılanması ortaya çıktığında, cumhurbaşkanlığı da yapan Hıristiyan Demokrat Parti kurucularından Francesco Cossiga, seçimleri kendilerinin değil de, Halkçı Demokratik Cephe FDP’nin kazanması halinde duruma müdahale etmek üzere, parti içinden paramiliter bir grup olarak ‘tepeden tırnağa silahlanmış olarak beklediklerini’ anlatmıştı. Vietnam Savaşı’na muhalefet eden İhanet adlı kitabın da yazarı ve son derece ilginç bir yaşam öyküsü olan Amerikalı subay William R. Corson, 1978’de kaleme aldığı Cehalet Orduları kitabında, CIA’in Hıristiyan Demokratlar olan DC’ye bu seçimler öncesinde milyonlarca dolar aktardığını anlatır. Bu kitapta, FDP adaylarına karşı yerel olarak birebir karalama kampanyaları yürütüldüğü ve bundan başarılı sonuç alındığı da öne sürülür.

1953-1958 yılları arasında İtalya’da komünist ve sol gruplara karşı sandıkta kaybetmelerini sağlayacak karalama kampanyaları yürütüldüğünü sonradan CIA Başkanlığı’na yükselecek William Colby de dile getiriyordu. Colby, gerek İtalyan gerekse Amerikan yasaları önünde başka bir devletin içişlerine bu şekilde karışılmasının ‘yasadışı’ olduğunu ‘Onurlu Adamlar’ adlı kitabında ifade etmişti. Ancak yaşananların, Soğuk Savaş gibi bir ortam söz konusu olduğu için “ahlâklı” kabul edilebileceğini de öne sürmüştü.

1949’da NATO’nun kurulması ve İtalya’nın kurucu üyeler arasında yer almasıyla beraber, DC bünyesinde filizlenmeye başlayan Gladio yapılanması, giderek resmiyet kazandı. NATO’nun kurulmasına paralel olarak faaliyete geçen ve İtalyan Savunma Bakanlığı’na bağlı olan Silahlı Kuvvetler İstihbarat Servisi SIFAR (Servizio Informazioni Forze Armate) General Giovanni Carlo yönetiminde, Gladio’yu teşkilatlandırmaya başladı.

GİZLİ EĞİTİM MERKEZİ • Bu noktada önemli bir hususa dikkat çekmek gerekiyor. Gladio, ABD başta olmak üzere NATO şemsiyesi altında gelişen bir operasyon olmakla beraber, sonuçta yerel güçlerin biçimlendirmeleri ve operasyonu sahiplenmeleri Gladio’nun yapısı ve işleyişi üzerinde hayatî bir rol oynuyordu. Yani, askerlerin ve siyaseten önemli konumlarda olanların belirleyici kararlar alması, hatta ABD’ye karşı ufak ‘dolandırıcılıklar’ gerçekleştirebilmeleri mümkündü. Örneğin, 1951’de SIFAR Başkanı olan Umberto Broccoli, Savunma Bakanı Efisio Marras ile Gladio ekibinin ABD’de mi Britanya’da mı eğitim göreceğini tartışmıştı. Tartışmanın temelinde, eğitim karşılığı ABD’nin bedelsiz silah tedarik etmesine karşılık Britanya’nın daha iyi eğitim verdiği savı yatıyordu. Buna karşılık Broccoli’nin böyle hesaplar içine girdiği kısa süre sonra fark edildi ve yerine daha güvenilir bir isim olarak nitelenen General Giovanni De Lorenzo getirildi.

DE LORENZO’NUN PIANO SOLO’ DARBE GİRİŞİMİ • De Lorenzo’nun en önemli adımlarından biri, İtalyan toprakları dahilinde Gladio askerlerinin eğitileceği bir kampın kurulması oldu. Sardunya Adası’nda yüksek duvarlarla çevrelenen, kendine ait ufak bir limanı olan, denizaltı eğitim verilen, uçak ile helikopter pistleri ve yeraltı sığınakları bulunan bu okula, Centro Adestramento Guastatori (Sabotajcılar Eğitim Merkezi) adı verildi. Burada, ‘gladyatörlere’ askerî ve ideolojik eğitim verilmesinin yanısıra özellikle patlayıcıların kullanımı öğretiliyordu. İtalya’da 1990’larda Gladyo’yu ortaya çıkaran soruşturmalar sırasında sorgulanan bir Gladio eğitmeni, ‘öğrencilerin’ Ada’ya uçaklarla gizlice getirilip, kıyıya da gizlice indirildiklerini anlattı. Öğrencilerin kendileri de nereye getirildiklerini bilmiyor, camları karartılmış uçaklarda seyahat ediyorlardı.

General De Lorenzo, 1963 DC-PSI hükümetinde Savunma Bakanı Giulio Andreotti tarafından İtalyan Emniyeti’nin başına geçirilmişti. De Lorenzo, askeri istihbarat örgütü başkanı Renzo Rocca tarafından kumanda edilen Gladio birimlerinin gerçekleştirdiği eylemlerle ‘tansiyonu’ yükseltti. Gladio hücreleri, Hıristiyan Demokratlar’ın parti merkezlerini ve bazı yerel gazeteleri bombalamaya başladı. Bombalamaları, komünist ve sosyalist sempatizanlarının gerçekleştirdiği iddia edildi.

Ancak bu bombalamalar, hükümetin istifa etmesine neden olacak denli yankı getirmedi. Bunun üzerine, İtalya’da 1995’te yayınlanan Senato Raporu’nda belirtildiği üzere, De Lorenzo, 1964’te “Gladyatörlerin, kendi işareti üzerine radyo ve televizyon kaynaklarının da arasında bulunduğu tüm önemli haberleşme merkezlerini, sol partilerin merkezlerini, solcu gazetelerin bürolarını işgal etmesine yönelik” bir plan yaptı. Gladio’nun gizli askerlerini acımasız ve kararlı davranmaları yolunda da uyaran De Lorenzo, darbe ertesinde Sardunya’daki gizli Gladio merkezinde hapsedilecek bini aşkın sol görüşlü insaların listesini de hazırladı. Bunun yanısıra, İtalya’nın önde gelen yüzbinlerce insan hakkında dosyalar tutulmaya başlandı. Hemen her siyasetçi, işadamı ve medyatik tüm şahsiyetler izleniyordu. Başbakanlık ise sürekli dinleniyordu. Dosyalar şantaj amacıyla özellikle evlilik dışı veya skandal yaratacak ilişkiler üzerinde duruyordu.

Aynı yılın Haziran ayında, De Lorenzo, İtalyan polis güçleri Carabieneri’nin 150.’nci kuruluş yıldönümü vesilesiyle, Roma’da tanklarla gövde gösterisi yaptı. DC’den olan Cumhurbaşkanı Antonio Segni de, güvenlik güçlerini heyecanla selamladı ve tanklar, Roma sokaklarına park edilmiş vaziyette bırakıldı.

Kendisi de Gladio’nun kurucularından olan Başbakan Aldo Moro, bu manevraların ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Kendisini alaşağı etmeye çalışan De Lorenzo ile gizlice buluştu. Bu buluşmada Moro, tansiyonun düşürülmesi karşılığında kabinesindeki sivri sosyalistleri daha ılımlı isimlerle değiştirmeye razı oldu. Bu sayede, Gladyatörler sessiz sedasız tekrar yeraltına çekildi. 1967 yılında İtalyan gazeteci Raffaele Jannuzzi, Espresso dergisinde, “Complotto al Quirinale” (Quirinale’de Komplo) başlığıyla Piano Solo ‘post-modern’ darbesini duyurdu. İtalya’da siyasetin darbe darboğazına düşmesinden ürken siviller de bir araştırma süreci başlattı. 1968 yılına gelindiğinde Gladio kumandanı asker Rocca da, ifade vermeye hazırlanırken öldürüldü. Konuyu araştıran savcı, başka bir soruşturmayla görevlendirildi.

TORA TORA DARBE GİRİŞİMİ • 1968’de sol siyasi gruplar yeniden seçim zaferine yürüdü. Bu sefer de, 1970’te Tora Tora adıyla yeni bir darbe planı yürürlüğe kondu. Bu plana göre, siyasetçilerin önemli bir kısmı bir anda tutuklanacak ve Savunma Bakanlığı işgal edilecekti. İşçi sınıfının güçlü olduğu yerlerde olası isyanları bastırmak için büyük hazırlıklar yapıldı. Ancak, darbe gerçekleceği 8 Aralık 1970’te son anda durduruldu. Öyle ki, ellerinden kelepçelerle radyo-televizyon merkezlerine yürütülen askeri mangalara zor ulaşıldı ve ‘dur’ emri verildi. 1990’larda ifadesi alınan İtalyan mafya patronlarından bazıları, darbeden son anda vazgeçilmesinin nedenini Sovyetler’in plandan haberdar olması olarak açıkladılar. CIA’den Colby, İtalyan faşist Junio Valerio Borghese’nin liderliğinde olmasından dolayı, “Golpe Borghese” adıyla anılan bu darbeyi bizzat dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’ın durduğunu anlatır.

1963-1970 arası iki kez darbe diktası altına girmekten kılpayı kurtulan İtalya, 1970’li yılları ise sürekli suikastler, bombalamalar dolayısıyla “Anni di Piombo” (Kurşun Yılları) olarak adlandırılan biçimde diken üzerinde geçirecektir.

KENNEDY’NİN SİYASİ DEĞİŞİMİ • John F. Kennedy’nin 1961’de ABD Başkanı olmasıyla birlikte, İtalya’ya karşı güdülen dış siyasette büyük bir değişim dönemi başladı. Colby’nin ‘Onurlu Adamlar’ kitabında yer alan CIA tarafından yapılmış bir analize göre, esasen İtalyan sosyalistleri demokratik bir düzen arzulamaktaydılar. Kennedy de bu görüşü paylaşıyordu. Yine de, Kennedy’nin liberal bakışı CIA ve ABD Savunma Bakanlığı’nda fazla sempatiyle karşılanmıyordu. Gladio’yu yöneten birimler de, İtalyan seçimlerine müdahale edilmemesi fikrine soğuk bakıyordu. 1963’teki seçimlerde gerçekten de DC’nin oyları % 38’e düştü ve Sosyalist PSI, % 14’lük bir başarı kaydetti.

Hıristiyan Demokrat Aldo Moro liderliğinde kurulacak koalisyon kabinesinde sosyalistler de bulunacaktı. Başkan Kennedy, İtalyan seçimlerinde ortaya çıkan tablodan memnuniyetini dile getirmek için Roma’yı ziyaret etti. Sosyalistlerle sıcak yakınlaşmalar sergileyen Kennedy, birkaç yıl sonra öldürüldü. Bu arada, İtalya’da Komünist Parti’nin oyları da % 25 seviyesinde olduğundan, onlar da kabinede yer almayı talep ediyorlardı. Aynı dönemde, inşaat işçileri sendikası Roma’da büyük bir gösteri düzenledi. 1980’lerdeki bir siyasi soruşturma çerçevesinde sorgulanan üst düzey bir İtalyan istihbaratçı, Gladio’nun bu gösterilerde 200 kişinin yaralanmasına neden olan olayları başlattığını itiraf etmişti. Bu dönemden itibaren, İtalya’da Gladio’nun rengi değişmeye başladı. Daha önceleri, özellikle Amerikan ajanlarıyla işbirliği halinde karalama kampanyaları ve sempati duydukları partilere finansman sağlanması ile uğraşan Gladio ekipleri, enerjilerini “tansiyon stratejisi” yaratmaya yöneltti. Bu stratejinin ilk adımı olarak da, “Piano Solo” adlı proje çerçevesinde, General Giovanni De Lorenzo tarafından planlanıp uygulamaya konan darbe 1964’te gerçekleştirildi.

TÜRKİYE İTALYA’YA NE KADAR DA BENZİYOR • Türkiye’nin kendisini karşılaştırmaktan hoşlandığı ülkelerin başında İtalya gelir. İtalya’nın bir Akdeniz ülkesi olması, coğrafi bölgeleri arasında büyük sosyal, ekonomik uçurum bulunması, fakirlik ve faşizm geçmişinden Avrupa’nın en güçlü ve ‘karizmatik’ ülkelerinden biri olmaya uzanan tarihi yolculuğu bu kıyaslamaya sebeplerden bazılarıdır. Birçok konuda İtalya ile Türkiye arasında benzerlikler tartışılır olsa da, söz konusu Gladio yapılanmaları olunca gerçekten de arada önemli bir benzerlik göze çarpıyor.

NEDEN TANSİYON STRATEJİSİ? • İtalya’daki Gladio yapılanmasına girmeden önce, bu konuda önemli akademik araştırmalar yapan İsviçreli tarihçi Daniele Ganser’in dikkat çektiği noktayı yeniden hatırlatmakta yarar var. Ganser’e göre, Gladio, Soğuk Savaş döneminde bütün NATO ülkeleri ve tarafsız Batı ve Orta Avrupa ülkelerinde faaliyet gösterdi. Bazı ülkelerde kendi köşesinde sahneye çıkmayı beklerken, bazı ülkelerde de, o ülkelerin tarihini sarsan ölçüde güçlü ve yıkıcı etkileri olmuştur. İtalya, bu ikinci grupta yer alan ülkelerden biridir.

İtalya’nın kaos yıllarına (1960’lı yıllar) damgasını vuran, “tansiyon stratejisi” (strategia della tensione) oldu. Bu stratejiye göre, ülke genelinde (ve mümkünse ülke dışında), kamuoyunu etkilemek için gerçek olmayan bilgiler yayıldı ve terör eylemleri gerçekleştirildi. Bu ortamın yarattığı korku/nefret hisleri ortamında yapılacak sürekli propaganda ile kamuoyunu etkilemek ve hükmetmek kolay olacaktı. Ganser bu konuda, “Bu taktik, bombalama eylemleri ve bu eylemlerin başkalarının üzerine atılmasının öngörür” der. Yine Ganser, “‘Tansiyon’ kavramıyla, ‘duygusal tansiyon’ ve ‘korkular yaratılması’ kastedilmektedir. ‘Strateji’ sözcüğüyle kastedilense, kitlelerin belli bir gruba karşı korku beslenmesidir” diyerek bu stratejiyi açıklıyor.

Ülkede ‘kaos ortamı yaratılması’ hedefine Türkiye yabancı değil. Ergenekon soruşturması sırasında elde edilen belgelerde bu hedefi sıkça gördük. Üstelik bunu sadece son dönemde değil, 1960’tan beri zaman zaman gördük. Ek olarak, İtalya’daki Gladio yapılanması da tıpkı Türkiye’deki muadili gibi, ‘dış düşmanlara’ karşı savaşmak için, yani olası bir komünist saldırıda direniş başlatmak üzere kurulduysa da, hemen tüm vaktini ‘iç düşmanların’ yıpratılması ve yok edilmesi için harcadı. Şunu da eklemek gerekiyor ki, İtalya’nın Gladio’su mafya ile sıkı bir işbirliği yürüttü.

HEDEF KAOS ORTAMI YARATMAK • Burada bir parantez açarsak, İtalya’da, Türkiye’den farklı olarak, komünist ve gerçek ‘sol’ siyaset, güçlü bir geleneğe sahiptir. Diğer bir değişle, Türkiye’de yıllarca yasadışı varsayılıp siyasetin dışına itilen sol grupların benzerleri, İtalya‘da her zaman siyasal alanın içinde kendini temsil etme imkânı buldu. Bu yüzden İtalyan Gladio’su sürekli olarak sağ siyasetle daha yakın oldu. Hedefi ise hep sol siyaset oldu. Türkiye’deyse, gerek Gladio yapılanmasının Soğuk Savaş’ın bittiği 1990’larda tasfiye edilmemesi, gerekse de sağ-sol ayrımının ancak günümüzde anlaşılabildiği üzere kaygan bir zemine sahip olması nedeniyle, durum ideolojik açıdan çok daha karışık. Buna karşın, İtalya ve Türkiye’nin Gladio yapılanmalarının ortak bir diğer özelliği de, kendi bünyelerinde görev yapan isimleri, ne kadar üst düzey olurlarsa olsunlar, hedeflenen “kaos ortamını yaratmak için” kurban seçebilmeleri.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://derindevlet.yetkin-forum.com
 
GLADIO DERSLERİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» FİL SURESİ'Nİ OKUMAK LAZIM

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DerinDevLeT! - SiviL TopLum KuRumu :: DeRin oLaYLaR :: DeRin oLayLaR :: gLadio-
Buraya geçin: